Dilan Jiyan

Mezopotamya toprakları, tarihi boyunca en büyük yenilenme ve gelişmelerin yaşandığı ve insanlığın doğduğu topraklar haline gelmiştir.

Bu farklılık, Mezopotamya’yı diğer topraklardan ayıran bir özellik olmuştur. Yaşadığımız hayat serüvenini bu an itibari ile her açıdan anlamak için, tarihsel süreci her açıdan bilmek ve anlamak gerekir. Tarihsel hafızadan silinmemiş ve geçmişte insanlığın hafızasında büyük bir yer alan toplumsal gelişmeler birçok yanı ile günümüze kendini ulaştırmıştır. Fakat bugün yaşanılanlar toplumsal hafızanın yavaştan yavaşa yitirilmesi ile beraber var olan tarih yok olmayla yüz yüzedir. Tarih egemen sistemin tekeli ile yürütülmek istenmektedir. Bu zihniyetin anlaşılması var olan sistem sorunların daha büyümesi yol açmaktadır. Bu durum birçok önemli konuyu etkilemekte ve daha büyük hatalara yol açmaktadır. Yaşanılan bu kriz ve kaoslar aralığında gelişen kadın mücadelesi büyük bir önem taşımaktadır. Kadın özgürlük düzeyi toplumların özgürlük düzeyini göstermektedir.

Kadınların mücadele tarihini yakından tanımak istiyorsak, her şeyden önce tarihsel hafızaya ve günümüzle olan bağlantısını ortaya koymamız gerekir. Doğru çözümlerin ve analizlerin ortaya çıkması için öncelikle diyalektik bir bakış açısına ihtiyaç vardır. Bilindiği üzere diyalektik bakış açısı bir olaya birçok yanı ile bakmakta ve onu birçok yanı ile ele almaktadır. Bu şekil bir bakış açısı hakikatin daha fazla gün yüzüne çıkmasına yol açar. Fakat kapitalizmin yaratığı at gözlü bakış açısı var olanı görmekten öteye gitmeyen bir bakışı yaratmaktadır. Bu tarz yaklaşım zamanla toplumda bir körelme ve hakikaten uzaklaşmayı kendisi ile beraber getirmektedir.

Olay ve olgular dünyasının oluşumu ve gelişimi tek taraflı gelişmez ve kendi kendine inşa edilemez. Konumuza dönecek olursak, kadınların, özellikle Kürt kadınlarının mücadelesi, günümüzde özgür yaşamın ilham kaynağı olmuş ve tüm dünya kadınlarını etrafında toplamıştır. İlham kaynağı olan bu mücadelenin herkes tarafından tanınması ve tüm mücadele dönmelerinin yakında bilinmesi elzem değerindedir. Fakat bugünkü örgütlü hali ile ele alınarak verilen mücadelenin anlaşılacağı yanılgısına insan kapılmamalı. Büyüyen kadın mücadelesi hangi aşamalardan geçti ve neler yaşadı sorularına kapsamlı cevaplar verilmeli ki, gelişen mücadele anlaşılsın. Kürt kadını direnişçi, savaşçı ve mücadele duruşunu kadim köklerinden alır ve bu mücadele ruhu, toplumsallaşmanın başlangıcına dayanır. Sosyolojide, mekân ve zaman olayların gelişimin de önemli bir faktör olarak kabul edilir. Bu tarz, gerçekliğin kavranması ve anlaşılması da etkilemektedir.

Bu nedenle, günümüzdeki mücadele her zamankinden daha çok toplumun oluşumuna dayanmaktadır. Çünkü toplumsal gerçeklikler gelişen bir mücadeledir. Toplumun ortak yaşadığı sorunlara köklü çözüm üreten bir mücadele şeklidir. Kürt kadınları, tarih ve toplumun sınırlarında sıklıkla öncü olarak ortaya çıkmıştır. Önder APO'nun ortaya çıkmasıyla bu durum ön plana çıkmış ve en modern şekilde örgütlenmiştir. Önder APO, mücadelesinin tüm temellerini kadın özgürlüğü üzerine kurmuştur. Özgürlük Hareketi'nin tarihine bakıldığında, kadınların liderliği ve rolüyle yaşanan gelişmelerin etkisi daha da büyük bir boyuta ulaşmıştır. Bugün bile etkisini sürdüren gelişmelerin başında 15 Ağustos hareketi veya Diriliş Günü gelmektedir.

Bu hareket, soykırımın pençesinde kalmış Kürtleri yeniden uyandırmıştır. Ve aynı zamanda bu hareketi geliştiren gerilla grupları arasında kadın gerillalar da bulunmaktadır. Kadın gerilla grubu, harekete dâhil olmalarını tarihi bir karar olarak görüyor ve bu hareketin kadın özgürlüğünün ateşinin meşalesi olacağına inanıyor. Kadın gerillaların katılımı, özgür kadınların kapılarını sonuna kadar açtı. Giderek baskıcı ve ezici hale gelen bir toplumda, kadınlar mevcut sisteme karşı isyan ediyor ve özgürlükleri için savaşmaya başlıyorlar. Köleleştirilen ilk sınıf kadındır ve kadınların düşüşüyle ​​tüm toplum da etkilenir. Ancak bu hareketin kendisi, kadınların kölelik zincirlerini kırıp özgürlüğe doğru koşmasıyla ilgilidir. Bu nedenlerle, 15 Ağustos hamlesini tek taraflı ele almak mümkün değildir. Bu mücadeleyi yaratan kişi Önder APO'dur.

Önder APO, özgürlük temelinde yaşamı yaratan, o zamanlardan kadın özgürlüğünün temellerini atan bir eşsiz Önder’dir. Kurumuş bir toprağı yeniden sulayıp özgür bir yaşamın tohumlarını eken Önder Apo’dur. Ve bu temelde YJA STAR Ordusu'nun oluşumundan günümüze kadar atılan adımlarda yer kadın gerillalar değişimin kaynağı olmuşlardır. Kadın mücadelesinin büyümesiyle birlikte Sara (Sakine Cansız), Beritan (Günaz Karataş), Zilan (Zeynep Kınacı), Delal Amed gibi öncüler ortaya çıkmış ve bu durum Rûken, Sara ve Asya gibi öncülerle günümüze kadar devam etmektedir. Özgür kadınların mücadelesi, her geçen gün özgür kadınların mücadelesini ve standardını da yükseltmiştir. Kadın hakları her geçen gün daha da belirginleşmiş ve hayatın gerçek anlamına ulaşmıştır. 15 Ağustos adımı, 14 Temmuz'un devamı olarak ortaya çıkmış ve özgürlük mücadelesi büyümüştür. Hayri, Kemal, Akif ve Eli, Diyarbakır zindanının dört duvarı içinde mücadeleleriyle özgür bir hayatın tohumlarını ekmişlerdir. Halkın özgürlüğünün fideleri olmuşlardır. Mücadelenin her adımı, özgür bir güne götürecek denizin dalgaları olmuştur. Önder APO, her adımda tarihi sorumluluğu omuzlarına almış ve özgür bir kadının inşasıyla birlikte yürümüştür. Diyarbakır cezaevindeki Heval Sara'nın ve özgür dağlardaki Hanım Yaverkaya'nın duruşu, kadın özgürlük mücadelesi için birer mihenk taşı oldu. Özgürlük Hareketi önder kadrolarının Diyarbakır zindanında yürüttüğü mücadele ve direniş, Türk devlet faşizminin zulmünü ve baskısını her yönden yenerek direniş kültürünün ruhunu inşa etti. Kemal, Hayri, Mazlum, Akif, Ali, Ferhat, Necmi, Eşref, Mahmut ve Sara’lar önderliğinde başlayan mücadele, özgür yaşam yolu ve bedeli, zafer ne olursa olsun, zafer olacaktır. Bu ruh, özgürlük mücadelesinin ateşi gibiydi.

15 Ağustos adımı da tutsakların direnişine bir cevaptı. Mahsum Korkmaz ve Hanım Yaver Kaya, mücadelenin seviyesini yükseltti. Kutsal topraklarda gerçekleştirilen baskı, Kürt halkının çocukları ve özellikle Kürt kadınları tarafından vurulan en büyük darbeydi. Bu adım, ölüm perdesini yırtıyor ve özgür bir yaşamın tohumlarını ekiyor. Bu adım, kadınların mücadelesini farklı bir seviyeye taşıyor, kadın mücadelesinin alanı giderek genişliyor. Kürdistan topraklarında kadın mücadelesinin gelişimi giderek daha anlamlı hale geliyor. Tarihte ilk kez kadınların bu topraklara girişi gerçekleşiyor. Bu topraklarda kadınların yeniden doğuşu gerçekleşiyor.

Kürt kadınında, ‘XWEBUN’ yaşanmaktadır. Bu mücadele aynı zamanda özgürlük ve eşitlik arayışını da geliştirmiştir. Bu nedenlerle, 15 Ağustos hareketi ataerkil sisteme karşı bir hareketten ziyade silahlı bir harekete dönüşmüştür. Kürt kadın ve genç erkeklerinde özgür bireylerin yaratılması mücadelesi ortaya çıkmıştır. Tarih, özgür bir gün için verilen mücadelenin tutkusuyla şekillenmiştir. Bugün bile, yaşanan sosyal ve sistemik durumdaki gelişmeler bu gelişmelerden ayrı düşünülemez. Ayrıca, bu hareketin kendisi insan gücünün neler yapabileceğini ve hangi düzeyde değişim yaratabileceğini ortaya koymaktadır. Bilgi ve bilim, Kürt kadını ve gençlerinde bir kez daha yüksek bir seviyeye ulaşmıştır. Özgür bir insanın gücü tarihin seyrini değiştirebilir.

Temelleri 1984 yılında Kürt kadını ve gençleri tarafından atılan diriliş, 42 yıldır durmayan bir mücadele, büyük fedakârlık ve direnişle inşa edilmiş bir tarihtir. En büyük emek ve fedakârlıklarla verilen mücadele, bugün ataerkil sistemden kurtuluş yolu olarak kabul ediliyor. Kadın Hareketinin öncüleri bu adımla daha da örgütlenerek özgürlük düzeyine ulaştılar. Verilen mücadele, mücadelenin gücünü inşa etti. Bu mücadele evrenselleşti ve özgürlük mücadelesinde gerçek bir yer edindi. Bugün Kürt kadınlarının mücadelesi en örgütlü şekilde kendini kurdu. 42 yıl önce verilen mücadele, şimdi bir öz savunma sistemi, bir yönetim sistemi ve özerk bir kadın örgütü kurdu. Önder Apo’nun dediği gibi, 'Örgütlü kadın en etkili güçtür'. Bugün kadınlar en zor koşullarda bile kendilerini yönetebiliyor ve örgütlenebiliyorlarsa, bu mücadele sayesindedir. 15 Ağustos girişimi, tüm yönleriyle Kürt ulusunun ve kadın özgürlüğünün yeniden doğuşudur.